Tolga Karaçelik Varşova’ya gidiyor!

34. Warszawski Miedzynarodowy Festiwal Filmowy / Warsaw Film Festival 2018
foto http://www.RafalNowak.com

Her biri çok sayıda ödül kazanan ve bana sorarsanız her biri birbirinden başarılı ve farklı işler olan “Gişe Memuru”, “Sarmaşık” ve “Kelebekler” filmlerinin genç yönetmeni Tolga Karaçelik, dünyanın en önemli film festivallerinden biri olan 34. Varşova Film Festivali’nde jüri koltuğunda oturuyor.

Kelebekler, 34. Varşova Film Festivali’nin özel bölümünde gösteriliyor. Her üç gösteriminin de biletleri iki gün içerisinde tükenen film, böylece bir festival rekoru kırmış oldu.

Kelebekler filminin eleştirisi için tıklayın

Son Zamanların En İyi Türk Filmlerinden: Kelebekler

Daha önce 6 kısa film yazıp çekmiş olan Tolga Karaçelik’in üçüncü uzun metraj filmi de bu Cuma ülkemizde nihayet vizyonda. Nihayet diyorum çünkü Kelebekler filmi tamamlandıktan sonra dünyanın en prestijli festivallerinden biri olan ve bu yıl 32.si düzenlenen Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirmişti. Orada izleyenlerin büyük beğenisiyle karşılanan film, 27 Ocak’ta gerçekleşen ödül töreninde de, ‘En İyi Film’ ödülüne layık görülmüştü. Bu arada filmin senaryosu Antalya Film Forum’da ilk yolculuğuna çıkmış, 2015 Kurmaca Pitching Platformu’nun kazananı ve geçtiğimiz yıl Work in Progress Platformu’nun finalisti olmuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise filme destek vermemişti.

 

Dolayısıyla filmi o kadar büyük merakla bekliyoruz ki uzun süredir.

 

Fakat merakımızın büyüklüğünün tek sebebi yukarda bahsettiğimiz sebepler değil açıkçası. Tolga Karaçelik; Gişe Memuru ve Sarmaşık isimli filmleriyle takibe aldığımız yönetmenlerden olmuştu çoktan. Bir gişe memurunun özel hayatı üzerinden toplum eleştirisi yaparken bir taraftan kişisel, psikolojik katmanlara girebilen, bir taraftan hikayesine fantastik/absürd öğeler katmaktan çekinmeyen, temposu ağır olsa da izleyiciyi şaşırtan, nev-i şahsına münhasır bir ilk filmdi Gişe Memuru. İzlemesi çok kolay bir film değildi açıkçası çünkü gişe memurunun yaşadığı sıkıntılı hayatın ağırlığını seyirciye de geçirmek istemişti belli ki Karaçelik. Kabus gibi çökse de merakla izleten, tuhaf bir filmdi doğrusu. Bir ilk film olarak teknik açıdan tertemiz, oyuncu seçimleri açısından çok başarılıydı. Sarmaşık ise birden bire çıtayı çok yükseğe çıkarttı açıkçası. Sinematografisiyle, oyuncu yönetimiyle, müzikleriyle, olay örgüsünün olgunluğuyla, yılın en iyi filmlerinden biriydi, neredeyse bir başyapıttı Sarmaşık. Çok gerçekçi bir hikaye ve çok gerçekçi bir anlatım dilinin içine yine fantastik öğeler katmaktan da çekinmemişti yönetmen ve bu ikisinin harmanlanması kadar zor bir işi büyük başarıyla kotarmıştı.

Kelebekler’e gelelim artık. Neredeyse diyemeyeceğim, tamamen bir başyapıt bana göre bu film Türk sinemasında.

Yazının devamı Mynet Sinema’da