Melis Zararsız Ağustos 2020 Kısa Film Seçkisi @ Adalar Kültür Derneği

Ağustos 2020’de, her Salı, Adalar Kültür Derneği bahçesinde açıkhava film gösterimleri düzenledim, kendi seçkim olan filmleri izlettim. 11 Ağustos akşamı altı adet kısa film izledik. İlk Film Serdar Yılmaz imzalı Su Birikintisi idi. Serdar Yılmaz da aramızdaydı ve harika bir söyleşi gerçekleşti. Bir başka konuk yönetmenimiz ise şimdilerde vizyona giren Kovan filminin yönetmeni Eylem Kaftan’dı, kendisine de sorularımızı yönelttik. İzlediğimiz ikinci kısa film benim de oyuncu olarak yer aldığım, Çağrı Dörter imzalı Kutu adlı kısa filmdi. Üçüncü film Malatya Film Festivali’nde izleyip çok çarpıcı bulduğum için zor seyirliğini tahmin etsem de seçkime katmadan edemediğim Fraktal: Munchies idi, yönetmeni Zahid Çetinkaya gelemediği için bize bir not göndermişti. İzlediğimiz dördüncü kısa film Yağmurda Kalanlar ismini taşıyordu, Çiğdem Kara Uçukoğlu da Seferihisar’dan bize sevgilerini yolladı. Beşinci filmimiz Cihanşümul da Seferihisar seçkisinden bize ulaşan kısa filmlerden biriydi, yönetmeni ise Aytül Yüksel idi. Son kısa filmimiz ise 17 yaşında bir genç kızın çektiği Evde Hav Türkiye adlı kısa filmdi, o gece bizime birlikte olamayan genç yönetmen Nisan Uğur bize bir de video not yollamıştı. Bu güzel gecede emeği olan ve katılım gösteren herkese teşekkür ederim.

Adalar Kültür Derneği’nde Safranbolu’da Zaman’ı İzledik ve Söyleştik

Rahmetli Belgesel Yönetmeni öğretmenim değerli Suha Arın’ın kıymetli kardeşi Reha Arın konuğumuzdu. İyi seyirler.

Büyükada’da Yazlık Sinema Gecesi’nde Sürpriz İsim: Orhan Pamuk

Mayıs’ta başlattığımız ve Eylül sonuna kadar sürecek olan Büyükada Adalar Kent Konseyi Yazlık Sinema günlerimizde dün (14.08.2018) akşam değerli oyuncu/yönetmen Rıza Sönmez‘in ilk uzun metraj dokü-drama türünde filmini izlemek üzere toplandık. Rıza Sönmez ve filmin müziklerinin bestecisi Hasan Yükselir de aramızdaydı. Rıza Sönmez’in 2016 yılında çektiği ve 2017’de hem yurtiçinde hem yurtdışında pek çok festival gezmiş olan dokü-draması isminden başlayarak oldukça ilginç bir yapım. Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var adlı yarı belgesel yarı kurmaca filmi izlemeye, sürpriz şekilde, 2011’den beri yazlarını Büyükada’da geçirdiğini bildiğimiz Orhan Pamuk da geldi.

Yaklaşık 1,5 saat süren film, malum, Kars’ta geçiyor.  Rıza Sönmez, Uğur Yücel imzalı Soğuk adlı filmde oyuncu iken Kars’a vuruluyor ve bölgeyle ilgili bir belgesel çekme fikri doğuyor fakat bildiğimiz, didaktik belgesel stilinden de hoşlanmıyor, bu yüzden yarı dramatik, yarı belgesel bir türde yazıyor senaryosunu ve çekiyor filmini. Oradayken tanıştığı görme engelli şarkıcı Yüksel Ermutlu ile tanışıyor ve onunla sohbet ederken bir hikaye doğuyor kafalarında: Yüksel, hatırlı misafirler ağırlayacaktır fakat Kars’ta çalıştığı tüm müzisyenler Erzurum’da bir festivale gitmek zorundadır. Yüksel sabahtan akşama kadar Kars’ta çalınmadık kapı bırakmaz. Kars’a Kar romanı ile gitmiş olan yönetmen Sönmez, bir yandan kitabın da izini sürdüğünden filmin de izini kitabın üzerinden sürdürüyor. Hikaye bu ya, şehirde herkesin tanıdığı berber Kazım, Kar kitabının karakter ve nesnelerinin fotoğraflarını çekip kartpostal yapma işine girişiyor. Film burada Masumiyet Müzesi romanına ve sonrasında gerçekten bir müze haline gelen mekanın  detaylarına da bir gönderme yapmış oluyor.

Siyasi bir roman olan Kar‘ın epeyce tartışmaya sebep olduğunu hepimiz biliyoruz. Kitap önyargıları kırmak amacıyla çok sesli ve cüretkar fikirlere sahip olduğundan bir kesim tarafından Kars’ı kötü gösteren, kötü reklam yapan bir roman olarak değerlendirilmişti. Bir o kadar da kitabı okuduktan sonra elinde romanla Kars’a gelen çok sayıda insan olmuş, bu okuyucular, kitapta anlatılan sokakları, mekanları gerçekten görmek için can atmışlardı. Film bu anlamda kitabın bir güzellemesi, kitapta nasıl her türden fikir çarpıştırılıyorsa filmde de kitaba dair tüm düşünceler saygı çerçevesinde tartıştırılıyor.

Film sonrası Rıza Sönmez ile yaptığımız söyleşiye eşlik eden Orhan Pamuk filmden haberdar olduğunu ama ilk kez izlediğini ve çok beğendiğini söyledi. Masumiyet Müzesi’nde gerçekten romana ve müzedeki eşyalara ait fotoğraflardan oluşan kartpostallar bulunduğunu, bu yüzden filmdeki o detayı ayrıca sevdiğini dile getirdi. Kars’ta her türden farklı görüşün birlikte yaşayabildiğini, farklı görüşteki pek çok insanın bir işin ucundan birlikte tutup çalıştıklarını gördüğünü bizlerle paylaştı.

Grant Gee‘nin çektiği Hatıraların Masumiyeti filminden sonra, bu Orhan Pamuk’un kitaplarına ait ikinci dokü-drama. Kitaplarının dilinin oldukça sinematografik malzeme verdiğini, bu sebeple aslında birebir filmlerinin de çekilebileceğini, bunu tercih edip etmeyeceğini sorduğumuzda da Nobel ödüllü Pamuk, kesinlikle bunun gerçekleşmesini istediğini söyledi.

Yaz boyunca Salı akşamları saat 21:00’de Büyükada Adalar Kent Konseyi’nde buluşmak ve birbirinden değerli filmleri izleyip söyleşmek üzere….

Burçak Üzen ile Büyükada’da Beginner’ı izledik!

Usta oyuncu Güven Kıraç’ın başrolde yer aldığı ‘Beginner’ filminin ilk gösterimi 2016’da Antalya’da festivalde yapılmıştı. O yıl festivalden erken ayrılan gazeteciler arasındaydım, gösterim ben döndükten sonra yapılacaktı. Son günümdeki öğlen atıştırmasında oturduğum masaya Burçak Üzen ve eşi Eren oturmuştu, selamlaşıp konuşunca kim olduklarını anlayıp maalesef döneceğimi ve filmi izleyemeyeceğim, onlarla röportaj yapamayacağım için üzüldüğümü söylemiştim. Burçak ile arkadaş olduk ve sosyal medyadan da olsa hep haberleştik, daha sonra filmi izleme şansı buldum ve çok beğendim.

Büyükada’daki yazlık sinema etkinliğimize kendisi de filmiyle gelmek istedi, geçtiğimiz haftalarda Beginner yoğun bir kalabalıkla kent konseyinde izlendi. Çok beğenilen filmin ardından Burçak’a yöneltilen sorular eşliğinde güzel bir söyleşi gerçekleştirmiş olduk.

‘Beginner’, kendi halinde bir taksi şoförü olan ‘Faruk’un İngilizce öğrenmeye çalışırken yaşadıklarını anlatıyor. 60’lı yaşlarına gelen Faruk’un, uzun zamandır görüşmediği İngiltere’de yaşayan oğlunun ve gelininin bir trafik kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, torunu Arya’yı Türkiye’ye, yanına almak istemesi ve bu yüzden İngilizce öğrenmeye karar vermesiyle gelişen olayları anlatan film aynı zamanda yönetmenin ilk uzun metraj sinema filmi olma özelliğini taşıyor.